Wednesday, March 12, 2014

ÇARŞAF KARİKATÜR OKULU'NUN 18. SERGİSİ TEPEBAŞI'NDA AÇILDI... SERGİ HABERİ VE CİHAN DEMİRCİ'NİN KALEMİNDEN "ÇARŞAF YILLARI"....



carsaf karikatur okulu nun 18 sergisi tepebasi nda acildi sergi haberi ve cihan demirci nin kaleminden quot carsaf yillari quot 1
MİZAHHABER - Raşit Yakalı'nın uzun yıllar emek verdiği, Çarşaf dergisinin kapanması sonrasında da sergilerle yaşattığı "Çarşaf Karikatür Okulu" 18. sergisini, 11 Ocak 2014 tarihinde Tepebaşındaki Karikatür ve Mizah Merkezinde kalabalık bir katılımla açtı. "Biz de Varız" adlı bu nostaljik karma sergide, zamanında yolu Çarşaf Karikatür Okulundan geçmiş, oralardan geçmiş çizerlerin karikatürleri yer alıyor. Raşit Yakalı, Çarşaf Karikatür Okulu adıyla gerçekleşen atölye çalışmalarına bu dergide 1980 yılında başladı ve derginin kapandığı 1992 yılına dek sürdü bu çalışmalar. Bu çizerlerden bir kısmı serginin açılışına katılarak o günleri yeniden andılar. Serginin mimarı, Raşit Yakalı usta, açılış konuşmasının ardından derginin uzun yıllar yazıişleri müdürlüğünü yapan Gönen Bozkurtlar'ı konuşması için davet etti.  Çarşaf Karikatür Okulu sergisi, 31 Ocak tarihine dek Tepebaşındaki Karikatür ve Mizah Merkezinde açık kalacak... 





carsaf karikatur okulu nun 18 sergisi tepebasi nda acildi sergi haberi ve cihan demirci nin kaleminden quot carsaf yillari quot 2


CİHAN DEMİRCİ'NİN KALEMİNDEN ÇARŞAF YILLARI... 




ÇARŞAF... İlk sayısı 17 Aralık 1975'te yayınlanan ve tıpkı Oğuz Aral'ın Gırgır'ı gibi tam 17 yıl çıkan bir mizah dergisi... Çarşaf 1992 yılının başlarında önce Hürriyet gazetesinin mizah ekine çevrildi ve kısa süre sonra da kapandı. 1975'te çıktığında sahibi, Hürriyet gazetesinin o yıllardaki sahibi; Erol Simavi idi. Derginin ilk genel yayın müdürlüğünü aslında mizahçı olmayan Çetin Emeç gibi bir gazeteci yapmıştı. Çarşaf'ın çıktığında ülkede henüz çıkalı 3 kadar olmuş, henüz o çok parlak dönemlerine girmemiş Gırgır ile artık son demlerini yaşayan 50 yılı devirmiş Akbaba dergisi vardı. Çarşaf adeta bu iki derginin sentezi gibi çıktı. Yani Gırgır gibi sadece çizgi ağırlıklı değildi. Çizgi kadar yazıya ve yazara da yer veriyordu. Bu anlamda Akbaba tadındaydı. Dediğim gibi en güzel yanı hem Gırgır hem de Akbaba'dan ortak tadlar taşıyor, bu arada kaliteli kağıdı ve baskısıyla da, o dönemler yeni yeni tanıdığımız yabancı aylık mizah dergilerine benziyordu. Tabii bence en önemli özelliği bir kere ilk döneminde tam 28 sayfa çıkmıştı ve bu dergide bizler ilk kez "elle renkleme" görüyorduk. Yani matbaa renklemesi dışında, çizerlerin bizzat ekolin dediğimiz o harika sulu boyayla renkledikleri karikatürler. Çarşaf, Gırgır'ı bu anlamda zengin görüntüsü, dopdolu hali, iyi kadrosu ve o güzelim renkli çalışmalarıyla epey etkiledi ve Gırgır'ın da kadro ve içerik anlamında canlanmasına yol açtı diyebiliriz. 


Çarşaf dergisinin Cihan Demirci için de çok özel bir yeri var... Zira 70'li yıllarda henüz ilkokul çağında çiziktirmeye başlayan, ilkokul 4. sınıfta kendi kendine mizah dergileri hazırlayan bir çocuk olarak, Çarşaf tam da Orta son sınıfa gittiğim ve karikatür-mizah aşkının içimde patlamaya yüz tuttuğu dönemde çıkmıştı. Çarşaf benim, 31 Aralık 1977 günü, hayatımda karikatür götürdüğüm ilk dergidir. Bu yüzden yeri ayrıdır meslek yaşamımda. 


Ama size şimdi, Çarşaf'ın çıktığı günü anlatmak istiyorum... Çünkü hâlâ gözümün önünde... Tarih: 17 Aralık 1975'miş... O sıralar İstanbul'da Fındıkzade semtinde oturuyoruz... Orta son sınıftayım, 13 yaşına daha yeni adım atmışım... Haseki'de bulunan bir berberdeyim... Berberin iki koltuğu da dolu, sıramı bekliyorum. Berber mizahı çok seven biri. Daha önceki gidişlerimde dükkanında Akbaba hatta Gırgır bile okumuşum. Sıramı beklerken dükkanda müşterilerin okuması için alınmış gazetelerin altından bir dergi çıkıyor karşıma. Daha o gün çıkmış, yepyeni bir mizah dergisi. Çarşaf. Kapağında kocaman bir Süleyman Demirel kafası ve altında "Muhteşem Süleyman" yazısı... Bana çok farklı gelen bu dergiyi heyecan içinde okumaya başlıyorum. Bu arada sıra bana gelmiş berber sesleniyor ama onun sesini bile duymuyorum. Çocuğuz ya, salla gitsin, bizim berber bu arada benden sonra gelen müşteriyi oturtmuş bile koltuğa... Onun saçlarını bile kesmiş, ben bu arada dergiyi bitirememişim çünkü öylesine dopdolu bir dergi ki bu...Berber artık söyleniyor ve sonunda koltuğa oturup saçlarımı kestiriyorum ama aklım tezgahın üstünde bıraktığım ve henüz bitiremediğim Çarşaf'ta... Sonra ok gibi berberden fırlıyorum ve karşıma çıkan ilk gazete bayiinden hemen bir Çarşaf alıp eve koşuyor, kalan kısmı evde bitiriyorum... 


1975 sonlarından 1977 sonlarına dek iki yıl boyunca sıkı okuru olduğum bu derginin yanı sıra o dönemlerde; Gırgır, Akbaba, Salata ve 1976'da Çarşaf'a rakip gibi çıkan renkli ama daha küçük boydaki dergi Fırt okuyorum... Tabii bunların yanında; Teksas'lar, Tom Miks'ler, Zagor'lar, Zembla'lar, Tom Braks'lar, Tarkan'lar, Sek Sek'ler ve daha sürüsüne bereket dergi var...


Yıl: 1977... Artık Gırgır'a karikatür götürmek en büyük hayalim...Ancak oraya giden arkadaşlarımdan Oğuz Aral'ın öylesine ürküten bir portresi çıkıyor ki ortaya, "Biraz daha çalış Cihan" diyorum kendi kendime... Bu arada bazı arkadaşların da teşvikiyle önce Çarşaf'a gitmek, orda biraz piştikten sonra Gırgır'a adım atmak geliyor aklıma. Çarşaf'ta biraz antrenman yaparsam, asıl maça Gırgır'da çıkarım gibi çocukça bir düşünce sarıyor kafamı işte. 





carsaf karikatur okulu nun 18 sergisi tepebasi nda acildi sergi haberi ve cihan demirci nin kaleminden quot carsaf yillari quot 3
Bu düşüncelerle, birbirinden amatör ve kötü çizilmiş karikatürümü çantama koyup, hem de öyle bir gün buluyorum ki, tam da yılbaşı günü, 31 Aralık 1977 tarihinde Cağaloğlu, Mollafenari Sokak'taki döner kapısı olan (O zaman için çok lüks bir durumdu) o modern binaya gidiyorum. Hürgün, yani Hürriyet gazetesi yayınlarının çıktığı bu binada pek çok dergiyle birlikte Çarşaf da yer alıyor. O dönemler henüz Raşit Yakalı'nın Karikatür atölyesi yok. Çarşaf dergisinden 4 karikatürcü dönüşümlü olarak, her Cumartesi günü, amatör genç karikatürcülerin karikatürlerine bakıyorlar. O dönem; Bülent Düzgit, Bülent Arabacıoğlu, Öznur Kalender, Mahmut Karatoprak gibi ustalar bakıyor çizgilere... Benim gittiğim yılbaşı  Cumartesisi ise karşıma Mahmut Karatoprak denk geliyor. Karşılaştığım ilk usta o'dur anlayacağınız. Yaşım daha 15'e yeni yeni alışmaya çalışıyor. Terler içinde, Mahmut ağabeyin karşısındayım. Ancak karşımda hiçte sert olmayan, sevimli, esprili bir usta buluyorum. O kadar kötü karikatürüme sabırla bakıyor. İçlerinden bazılarını beğeniyor. Bana yaşımı soruyor. İlk kez bir dergiye geldiğimi öğrenince hoşuna gidiyor. Kısacası bana moral veren bir usta sayesinde o yılbaşı günü Cağaloğluna neşeli bir halde çıkıyorum. 





carsaf karikatur okulu nun 18 sergisi tepebasi nda acildi sergi haberi ve cihan demirci nin kaleminden quot carsaf yillari quot 4
Sonra ertesi hafta gene gidiyorum, sonraki hafta gene... 1978 yılının Mart ayına geldiğimizde artık kendimde Gırgır'a gidecek cesareti buluyor ve 1978 Mart'ında Gırgır'ın yolunu tutuyorum böylece... Ama Çarşaf'a gitmeye de devam ediyorum. Köşede 1980 yılında Çarşaf'ta çıkmış bir karikatürümü görüyorsunuz. Çarşaf'a karikatür götürmem 1981 yılı Haziran ayında profesyonel olarak Ses Dergisinde çalışmaya başladığım döneme dek sürer... Kapandığı güne dek okuru olduğum bir dergidir... Raşit Yakalı ağabeyin 11 Ocak'ta açılan nostaljik sergisine gripal nedenlerle gidemeyince, oturup sizlerle Çarşaflı bu satırları paylaşayım dedim... Geçmişin o güzel mizah dergili yıllarına bir selam çakmak için... YAŞASIN MİZAH, YAŞASIN KARİKATÜR!..


Cihan Demirci- Mizahhaber 




Tuesday, March 11, 2014

kenar uç dantelleri

Merhaba degerli web sitesi okurlarimiz. Bugunku konumuz kenar uç dantelleri.

kenar uc dantelleri 1

kenar uc dantelleri 2

kenar uc dantelleri 3

kenar uc dantelleri 4


Uc danteli örnekleri...Kızım daha genc olduğundan kumaş ucuna geçirmedim.Umarım beğenirsiniz...



Ziyaret etmeniz gereken guzel makaleler : yeni uç dantelleri

Thursday, March 6, 2014

modannı

Merhaba sevgili web sitesi okurlarimiz. Yogun talep aldigimiz icin sizlere bugün modannı makalesini sunmaya karar verdik.



modanni 1
KÜRK MANTOLU MADONNA

SABAHATTİN ALİ


Yapı Kredi Yayınları


Nisan 2011, 45. Baskı



160 Sayfa



AFD:


  Kürk Mantolu Madonna'yı eşim de, ben de henüz blogumuzu açmadan önce okumuştuk. Blogumuz bu güzel kitabın yorumundan yoksunken gönülden bağlı olduğum okuma grubu Kitap Kardeşliği'nin Aralık ayı kitabı seçilmesiyle fırsat bu fırsat diyerek tekrar elime aldım Kürk Mantolu Madonna'yı.






  Hep söylenir ya, "Bir kitap her okuduğunda insana ayrı tat verir." diye, benim için de aynen öyle oldu. İlk okumamda olayların nereye gideceğini bilmeden heyecanla sayfaları çevirmiştim. Bu sefer olayları bildiğimden hiç acele etmedim, her cümleyi tadına vara vara okudum.

 Hazin bir aşkın öyküsüdür  Kürk Mantolu Madonna, her sıradan insanın nasıl tutkulu bir aşk yaşayabileceğinin hikayesidir. Raif ve Maria Puder'in aşkıdır. Kitabımız her gün işten eve gidip gelmekten başka bir özelliği olmayan Raif Efendi'nin hayatını merak eden iş arkadaşının anlatımıyla başlıyor. Raif Efendi ölüm döşeğindeyken bu arkadaşımızdan, masasının kilitli çekmecesinde olan eşyaları getirmesini ister. Bu eşyaların içinde Raif Efendinin içini döktüğü bir defter vardır ki; bu defter asıl hikayemizi başlatır.






  Çok çekingen bir insan olan Raif, meslek öğrenmek adına Almanya'ya gönderilir. Orada bir resim sergisinde gördüğü Kürk Mantolu Madonna tablosuna aşık olur, o kadar fena çarpılır ki: her gün gidip saatlerce tablonun karşısında durur. Nam-ı diğer Kürk Mantolu Madonna: Maria Puder o resime bakarken yanına gelir onunla konuşur, fakat Raif gözlerini tablodan alamadığı için bunun farkına bile varmaz.
















modanni 2


Maria Puder'in Kürk Mantolu Madonna ismini almasını sağlayan ve aralarında şaşırtıcı derecede benzerlik olduğu söylenen Andrea Del Sarto'nun Madonna (Meryem Ana) tasviri.
jssgallery.org
   Raif ve Maria bir şekilde tanışır ama Maria'nın artık aşka verecek şansı kalmamıştır. Maria bir dost bir arkadaş olarak Raif'i yanında ister. Raif de her umutsuz aşık gibi sevdiği insanın yanında olmak bile kendine yeteceği için bunu kabul eder. Peki sonra? Maria Raif'e kalbinin kapılarını açacak mıdır? Hepsi Kürk Mantolu Madonna'nın o etkileyici cümleleri arasında.

  Kürk Mantolu Madonna'nın yazım süreci hakkında okuduğum bir bilgiyi paylaşmak isterim. Sabahttin Ali Kürk Mantolu Madonna'yı ilk olarak Hakikat Gazetesi'nde "Büyük Hikaye" başlığı altında yazmış. Yazmaya askerde de devam etmiş. Bir çadırın içinde yazarak her gün gazeteye yetiştirmeye çalışıyormuş. Attan düşüp sağ kol bileğini çatlatınca bile kolunu tenekede ısıtılan suya koyup yazmaya devam etmiş. 


  






Altı Çizilesi:


   Dibinde bir ejderhanın yaşadığı bilinen kuyuya inecek bir kahraman bulmak, muhakkak ki, dibinde ne olduğu hiç bilinmeyen bir kuyuya inmek cesaretini gösterecek bir insan bulmaktan daha kolaydır.






   Muhakkak ki, bütün insanların birer ruhu vardı ama birçoğu bunun farkında değildi.






  İnsanlar arasındaki münasebetleri tanzim eden amiller ne kadar gülünç, ne kadar dıştan, ne kadar boş ve bilhassa asıl insanlıkla ne kadar az alakası olan şeylerdi..






 Etrafını bu kadar iyi tanıyan, karşısındakinin ta içini bu kadar keskin ve açık gören bir insanın heyecanlanmasına ve herhangi bir kimseye kızmasına imkan var mıydı? Böyle bir adam, önünde bütün küçüklüğü ile çırpınan birine karşı taş gibi durmaktan başka ne yapabilirdi? Bütün teessürlerimiz, inkisarlarımız, hiddetlerimiz, karşımıza çıkan hadiselerin anlaşılmadık, beklenmedik taraflarınadır. Her şeye hazır bulunan ve kimden gelebileceğini bilen bir insanı sarsmak mümkün müdür?






  Niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkında söz söylemekten kaçtığımız halde ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatlığıyla öteye geçiveriyoruz?






  Zaman zaman beni saran hüzünlerin, hayat bıkkınlığının bir ruhi hastalık alameti olmasından korkardım. Bir kitabı okurken gecen iki saatin ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım.






 İçimde boş kalan bir taraf bulunduğunu ve bu boşluğun bana adeta maddi bir eziklik verdiğini hissediyordum. Bir şey noksandı, fakat bu neydi? Evden çıktıktan sonra bir şey unuttuğunu fark ederek duraklayan, fakat unuttuğunun ne olduğunu bir türlü bulamayarak hafızasını ve ceplerini araştıran, nihayet, ümidini kesince, aklı geride, ileri gitmek istemeyen adımlarla yoluna devam eden bir insan gibi üzüntülüydüm






 Hayatımızın, birtakım ehemmiyetsiz teferruatın oyuncağı olduğunu, çünkü asıl hayatın teferruattan ibaret bulunduğunu görüyordum. bizim mantığımızla hayatın mantığı asla birbirine uymuyordu. bir kadın, trenin penceresinden dışarı bakabilir, bu sırada gözüne bir kömür parçası kaçar, o ehemmiyet vermeden bunu ovuşturur ve bu minimini hadise dünyanın en güzel gözlerinden birini kör edebilirdi. Yahut bir kiremit, hafif bir rüzgarla yerinden oynayarak, devrin gıpta ettiği bir kafayı parçalayabilirdi. göz mü mühim kömür parçası mı, kiremit mi mühim kafa mı diye düşünmek nasıl aklımıza gelmiyorsa ve bütün bunları nasıl hiç mütalaa yürütmeden kabule mecbursak, hayatın daha başka türlü birçok cilvelerine de aynı tevekkülle katlanmaya mecburduk.





Kitabın Tanıtımından:


   "Her gün, daima öğleden sonra oraya gidiyor, koridorlardaki resimlere bakıyormuş gibi ağır ağır, fakat büyük bir sabırsızlıkla asıl hedefine varmak isteyen adımlarımı zorla zapt ederek geziniyor, rastgele gözüme çarpmış gibi önünde durduğum "Kürk Mantolu Madonna"yı seyre dalıyor, ta kapılar kapanıncaya kadar orada bekliyordum."






   Kimi tutkular rehberimiz olur yaşam boyunca. Kollarıyla bizi sarar. Sorgulamadan peşlerinden gideriz ve hiç pişman olmayacağımızı biliriz. Yapıtlarında insanların görünmeyen yüzlerini ortaya çıkaran Sabahattin Ali, bu kitabında güçlü bir tutkunun resmini çiziyor. Düzenin sildiği kişiliklere, yaşamın uçuculuğuna ve aşkın olanaksızlığına (?) dair, yanıtlanması zor sorular soruyor.



29 Aralık 2013 tarihinde "Kürk Mantolu Madonna"yı en uygun fiyatla satan kitap satış siteleri:


HepsiBurada 7,14 TL

İdefix 7,15 TL 

Arkadaş 7,59 TL

İlkNokta 7,70 TL

OkuOku 8,03 TL

KitapAmbari 8,03 TL 










Sabahattin Ali Hakkında:










modanni 3

atasehirdegundem.com



   Sabahattin Ali 25 Şubat 1907'de Gümülcine'de doğdu, 2 Nisan 1948'de Kırklareli'nde öldü. İstanbul İlköğretmen Okulu'nu bitiren Sabahattin Ali, Yozgat'ta bir yıl öğretmenlikten sonra, 1928 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'nca Almanya'ya gönderildi. 1930'da döndükten sonra Aydın, Konya ve Ankara ortaokullarında Almanca öğretmenliği, Milli Eğitim Bakanlığı Yayın Müdürlüğü'nde memurluk ve Devlet Konservatuvarı'nda dramaturgluk yaptı. 1945'te Bakanlık emrine alındı, İstanbul'da Markopaşa adlı mizah gazetesini çıkardı. 1948'de bir yazısı yüzünden tutuklandı, üç ay kadar hapis yattı. Sürekli izlendiği için yurtdışına kaçmak istedi, ancak Kırklareli dolaylarında bir kaçakçı tarafından öldürüldüğü iddia edildi. Şiirler, hikâyeler, romanlar yazdı, çeviriler yaptı. 










Sabahattin Ali Eserleri:





Derlemeler

Markopaşa Yazıları ve Ötekiler (1998)

Çakıcı'nın İlk kurşunu (2002)

Mahkemelerde (2004)

Hep Genç Kalacağım (2008)






Oyunları

Zanaatkarlar (1936)




Öyküleri

Değirmen (1935)

Kağnı (1936)

Hanende Melek (1937)

Ses (1937)

Kağnı - Ses (1943 - İki kitap birlikte)

Yeni Dünya (1943)

Sırça Köşk (1947)

Kamyon

Bütün Öyküleri 1 (Aralık 1997, Değirmen, Kağnı ve Ses kitapları ile birlikte)

Bir Orman Hikayesi






Romanları

Kuyucaklı Yusuf (1937)

İçimizdeki Şeytan (1940)

Kürk Mantolu Madonna (1943)






Şiirleri

Dağlar ve Rüzgâr (1934)

Kurbağanın Serenadı ve Öteki Şiirler'le birlikte (1937)




Ziyaret etmeniz gereken ilginc yazilar : kirkyama orneke semalari

BİRAZ DİKKAT LÜTFEN !





biraz dikkat lutfen 1
Değerli blog arkadaşlarım ve bu yazıyı okuyacaklar ;

Epeydir dikkatimi çeken ve rahatsız olduğum bir konuda yazmak istiyorum bu sefer. Birçok blog yazılarında yazım hataları yapıldığını görüyorum. Hata yapılabilir elbette, bu çok normal ama yanlış yazımın giderek yaygınlaştığını ve neredeyse normal kabul edilmeye başlandığını görüyorum.

"Öylesine yazıyorum, ne önemi var ki." diyebilirsiniz. Ancak bir yazıdan, o yazıyı yazan hakkında epey fikir sahibi olunduğunu göz ardı etmeyin. Yazıyı yazanın eğitim durumu ve bilgi düzeyinden  tutun, yazıyı yazarkenki ruh durumu, okuyucularına olan saygısı ve bazı karakter özelliklerine kadar. Bozuk bir imla ile yazılmış yazılar güven sorunu oluşturur, yazara ve bloga bakışı olumsuz yönde etkiler. 

İşin bir diğer boyutu ise şu ; Yabancı okuyucular blogunuzu takip etmek istediğinde Google Translate vb araçları kullanıyorlar. Yazılarınız düzgün Türkçe ile yazıldıysa çevirisi de anlaşılır oluyor. Aksi durumda yazılarınız anlaşılamıyor ve takip etmekten vazgeçiyorlar. 

En sık yapılan hataları, Türk Dil Kurumu sitesinden alıntı yaparak aşağıya taşıdım :






    Bulunma Durumu Eki -da / -de / -ta / -te’nin Yazılışı


Bulunma durumu eki getirildiği kelimeye bitişik yazılır: devede kulak, yolda  kalmak, ayakta durmak, işte  çalışmak vb.


Yurtta sulh, cihanda sulh. (Atatürk)



Bağlaç Olan da / de’nin Yazılışı


Bağlaç olan da / de ayrı yazılır ve kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne bağlı olarak büyük ünlü uyumuna uyar: Kızı da geldi gelini de. Durumu oğluna da bildirdi. Sen de mi kardeşim? Güç de olsa. Konuşur da konuşur.


UYARI: Ayrı yazılan da / de hiçbir zaman ta / te biçiminde yazılmaz: Gidip de gelmemek var, gelip de görmemek var (Gidip te gelmemek var, gelip te görmemek var değil)


UYARI: Ya sözüyle birlikte kullanılan da ayrı yazılır: ya da


UYARI: Da / de bağlacını kendisinden önceki kelimeden kesme ile ayırmak yanlıştır: Ayşe de geldi (Ayşe’de geldi değil). Kitabın kapağına da dikkat et (Kitabın kapağına’da dikkat et değil).




Bağlaç Olan ki’nin Yazılışı


Bağlaç olan ki ayrı yazılır: bilmem ki, demek ki, kaldı ki vb.


Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil, şuurla işlen­sin. (Atatürk)


Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer.


Birkaç örnekte ki bağlacı kalıplaşmış olduğu için bitişik yazılır: belki, çünkü, hâlbuki, mademki, meğerki, oysaki, sanki. Bu örnekler­den çünkü sözünde ek aynı zamanda küçük ünlü uyumuna uymuştur.


Şüphe ve pekiştirme göreviyle kullanılan ki sözü de ayrı yazılır: Ders bitti, zil çaldı mı ki? Seni öyle göreceğim geldi ki.


(Bağlaç olmayan "ki" kelimeye bitişik yazılır : Benimki, Öğretmeninki, Teyzeminki. )











Soru Eki mı / mi / mu / mü’nün Yazılışı


Bu ek gelenekleşmiş olarak ayrı yazılır ve kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne bağlı olarak ünlü uyumla­rına uyar: Kaldı mı? Sen de mi geldin? Olur mu? İnsanlık öldü mü?


Soru ekinden sonra gelen ekler, bu eke bitişik olarak yazılır: Verecek misin? Okuyor muyuz? Çocuk muyum? Gelecek miydi? Güler misin, ağlar mısın?


Bu ek sorudan başka görevlerde kullanıldığında da ayrı yazılır: Güzel mi güzel! Yağmur yağdı mı dışarı çıkamayız.










NOT : Fotoğrafın konuyla bir ilgisi yok, sayfada hoş bir görsel bulunsun istedim sadece.

 

Chandra Ekajaya : Tips Kesehatan



chandra ekajaya tips kesehatan 1
Selamat sore sobat blogger, kali ini kami akan share sebuah informasi kesehatan yang dibawakan oleh pengusaha dan pembisnis yang terkenal di Indonesia maupun manca negara. Nah, tips kesehatan ini adalah informasi yang sering di share pak Chandra Ekajaya di berbagai situs weblognya. Berikut tips yang diberikan pak Chandra Ekajaya.

Tips Mencegah Batu Ginjal yang Besar

Batu ginjal adalah penyakit yang sangat berbahaya yang berdampak buruk pada ginjal anda. Anda sebaiknya mencegah daripada mengobati. Untuk tips mencegah batu ginjal yang kami kutip dari website pak Chandra Ekajaya sebagai berikut ini.


  • Menghindari minuman yang bersoda

  • Biasakan meminum air putih setiap hari

  • Mengurangi konsumi garam yang banyak

  • Jangan membiasakan menunggu lama untuk buang air besr



Tips Mencegah Mag


Bagi anda yang sering terkena penyakit ini, anda sebaiknya mengikuti saran yang berasal dari pak Chandra Ekajaya! Nah, adapun cara mencegah penyakit mag ini adalah sebagai berikut.



  • membiasakan pola makan yang teratur dan baik

  • Menghindari makanan yang berpotensi menyebabkan penyakit mag seperti makanan yang teralu asam

  • Mengurangi kebiasaan merokok

  • Mengunyah makanan sampai halus.



Tips Kesehatan Lainnya



Bagi anda yang ingin membaca tips kesehatan dari pak chandra Ekajaya, anda sebaiknya membuka situsnya yang beralamatkan, www.chandraekajaya.com


Terima kasih telah membaca artikel tentang Chandra Ekajaya : Tips Kesehatan dan anda bisa bookmark artikel Chandra Ekajaya : Tips Kesehatan ini dengan url http://corvid-dreams.blogspot.com/2014/01/CHandra-Ekajaya.html. Terima kasih



Berlangganan artikel via email :






Delivered by SEO XT




Share On:


Related Post:








,


Saturday, March 1, 2014

Adobe Reader Sürüm Güncellemesi 11.0.5

kurdela işi teknikleri

Merhaba degerli site okurlarimiz. Yogun talep aldigimiz icin sizlere bugün kurdela işi teknikleri yazisini yayinlamaya karar verdik.

kurdela isi teknikleri 1


kurdela isi teknikleri 2


kurdela isi teknikleri 3


kurdela isi teknikleri 4 kurdela isi teknikleri 5Yapanın eline sağlık...Niğar hikmet çalışmasıdır.









Ziyaret etmenizi onerdigimiz enterasan konular ve siteler : kurdela işi teknikleri